Biz rashit olarak bugüne kadar normalin aksine beklentileri değil, hep göz ardı edilenleri işledik.

Dünya yapay etkinliklere kendini kaptırmış ve çığrından çıkmış durumda. Çeşitli akıl oyunları ile oyalanan insanlık, simülasyonların konforunu gerçeğin saflığına tercih ediyor. Tembel yanımız, tüm yaşamımızı ve benliğimizi, hislerimizin körelmesi pahasına duyularımızı birbirinden ayıran, yalıtan ve hepsini tek duyuya indirgeyen böylece hipnotik bir transa geçmemizi sağlayan, bizim de belirsiz bir nedenden dolayı sonsuz güven duyduğumuz bir teknolojiye emanet ediyor. Konforun elektrikli sandalyesine öylesine gömülmüşüz ki, insani hislerimizin körelmesi pahasına bu kayboluşu, bu yitişi kabulleniyoruz. Herşey çokça uzun bir süre önce kendi öz gerçekliğini temsile bıraktı. Kimse artık doğal olamaz, malesef biz de biz değiliz, kimse kendi olamaz zaten; hepimiz bir fotokopyayız, birer rolüz, birer pozuz, aslımız nerede? Bilinmez! İnsanlığın gömüldüğü bu tüketim mezarlığı, geriye tüketecek hiçbirşey kalmayınca elbette kendimizi tüketmemize neden olacaktır.

Dünya iktidarının düşünce yapısı, gündelik toplum yaşamındaki siyasal ve ekonomik otoritesinin, şiddet ve zor kullanmadan devamlılığını sağlayabilmek için bir yandan sistemin işleyişini sağlarken bir yandan da edilgen konumdaki insanların bu işleyişi kavrayabilmelerini güçleştiren bir kültürel yapı kurmuştur.
Bu sayede kişiyi kendi devamlılığını sürdürmenin tek yolu olan üretim-tüketim sürecine katılımcı kılar. Tüm yaşam sürecimizde oynadığımız karakter haricinde gerçekten yalnızca tüketim alanında seçme özgürlüğüne sahibiz ve onu da alım gücümüz belirliyor.