Biz rashit olarak bugüne kadar normalin aksine beklentileri değil, hep göz ardı edilenleri işledik.
Dünya yapay etkinliklere kendini kaptırmış ve çığrından çıkmış durumda. Çeşitli akıl oyunları ile oyalanan insanlık, simülasyonların konforunu gerçeğin saflığına tercih ediyor. Tembel yanımız, tüm yaşamımızı ve benliğimizi, hislerimizin körelmesi pahasına duyularımızı birbirinden ayıran, yalıtan ve hepsini tek duyuya indirgeyen böylece hipnotik bir transa geçmemizi sağlayan, bizim de belirsiz bir nedenden dolayı sonsuz güven duyduğumuz bir teknolojiye emanet ediyor. Konforun elektrikli sandalyesine öylesine gömülmüşüz ki, insani hislerimizin körelmesi pahasına bu kayboluşu, bu yitişi kabulleniyoruz. Herşey çokça uzun bir süre önce kendi öz gerçekliğini temsile bıraktı. Kimse artık doğal olamaz, malesef biz de biz değiliz, kimse kendi olamaz zaten; hepimiz bir fotokopyayız, birer rolüz, birer pozuz, aslımız nerede? Bilinmez! İnsanlığın gömüldüğü bu tüketim mezarlığı, geriye tüketecek hiçbirşey kalmayınca elbette kendimizi tüketmemize neden olacaktır.
Dünya iktidarının düşünce yapısı, gündelik toplum yaşamındaki siyasal ve ekonomik otoritesinin, şiddet ve zor kullanmadan devamlılığını sağlayabilmek için bir yandan sistemin işleyişini sağlarken bir yandan da edilgen konumdaki insanların bu işleyişi kavrayabilmelerini güçleştiren bir kültürel yapı kurmuştur.
Bu sayede kişiyi kendi devamlılığını sürdürmenin tek yolu olan üretim-tüketim sürecine katılımcı kılar. Tüm yaşam sürecimizde oynadığımız karakter haricinde gerçekten yalnızca tüketim alanında seçme özgürlüğüne sahibiz ve onu da alım gücümüz belirliyor.
Fizy'nin bir bedeli var
Ateş İlyas Başsoy tarafından kaleme alınan ve 10 Ocak 2011 Tarihinde Birgün gazetesinde yayımlanan "Fizy'nin bir bedeli var" yazısı:
Dünyaca ünlü Türk internet sitesi Fizy kapatılınca, soluğu Bülent Forta’nın yanında aldım. İki elimle yakasına yapışıp tüm kızgınlığımla sordum:
“Be hey zengin dostu sözde sosyalist, nerede kaldı senin ideallerin? Gençliğinde duvarlara yazarken duvar sahibine ilan hakkı mı ödüyordun? İnsanların gönüllerince müzik dinleme özgürlüklerini niye sansürlüyorsun? İbrahim Tatlıses bir tane daha villa alsın diye mi tüm çaban? Çok mu mutlusun?”
Geçen haftanın popüler konuları içinde Fizy ve Bülent Forta vardı. Müzikseverlere diledikleri şarkıları ücretsiz dinleme özgürlüğü sunan idealist internet sitesi Fizy, “eski” devrimci Bülent Forta’nın başkanlık ettiği Mü-Yap tarafından kapatılmıştı.
Bursa’da doğmuş, tüm lokmaları önüne hazır konmuş, Sunni, Hanefi, heteroseksüel ve bembeyaz bir Türk genci olarak bu duruma isyan etmeliydim. Kimse benim beleşçilik hakkımı elimden alamazdı. Bunu yapanlara sonsuza dek veya en azından bu konuyu da tüketene dek kızmak en doğal hakkımdı.
Beni sessizce dinleyen Bülent Forta itiraza en son tanımdan başladı: “Oğlum sakalların beyazlamış. Senin neren genç?”
Beleşçi gençliğe duymadıkları sesler ulaştırmaya çabalayan çok sevdiğim bir punk grubu Rashit... Joe Strummer hurilerden kalan vaktinin bir kısmını Rashit dinlemeye de ayırıyordur kesinlikle.
Grubun “Her şeyin bir bedeli var” isimli albümünden bir kaç söz aktarayım: “Birçok süpermarket, birçok hoş ambalajlı ürün var. Neyse ki alışveriş merkezleri açıktır sabaha kadar... Evet ne diyebilirim, ben aslında tüketiciyim. Ben her satıcının, hayallerindeki müşteriyim.”
Rashit’in şarkıları çok güzel. Çünkü onlar her şarkılarına, hayatı, aklı, fikri ve emeği koyuyorlar. Bu nedenle albümleri satılmalı, MP3’lerinin bir bedeli olmalı. Aksi halde nefesleri tükenir ve biz yeni şarkılarını dinleyemeyiz.
Ama Fizy’ye kalsa Rashit’in müziğine, Rashit’e sormaksızın beleşten ulaşmak hakkımız. Peki ama hani her şeyin bir bedeli vardı? Bir müziği bedelsiz dinlemek sahiden mümkün mü? Fizy iddia ettiği gibi, zenginin sesini, fakirin kulağına ulaştıran bir modern zaman Robin Hood’u mu? Fizy bunu hayır olsun diye mi yapıyor, bir rüya mı bu, hayır olsun mu gerçekten?
Rashit albüm kayıt kalitesini mükemmeleştirmek için cebinden para ödüyor, başka işlerde harcadıkları mesainin gelirini albümlerine döküyor. Onu beleşten dinlemek beleş mi? Rashit’i tüm enerjisini tüketip grubu yok ettikten sonra, önümüzdeki 50 yıl boyunca üretebilecekleri yüzlerce güzel şarkıyı da kürtaj yapmış olmayacak mıyız?
Yaratıcı bir insan, yarattığı şeylerle ekmeğini kazanamazsa; sanat sadece parası bol olanın yaptığı bir hobiye dönüşür. O zaman doğal olarak sadece kendi sınıfının; yani burjuvazinin dünyasını anlatır. Eski şarkılar jingle olur, yeni şarkılar da ninni.
Bülent Forta sanatçının, Fizy ise dinleyicinin haklarını savunduğunu iddia ediyor. Forta tam olarak haklı olabilir mi? Yoksa o da ters giden bir gemide düz koşan kişi mi?
Bir müzisyen, bir yazar, bir sanatçı yarattığı eserden elde edilen gelirin onda birine bile sahip olamaz. Paranın onda dokuzu şirketlere, simsarlara ve vergi dairelerine dağılır. Elmasa, pırlantaya vergi alınmayan Türkiye’de, fikre, ekmeğe ve emeğe en acımasız vergiler kesilir. Mü-Yap her ne kadar “sanatçının” hakkını savunuyorum dese de, kapitalizmin ters giden gemisinde muska olarak öne çıkarılan sanatçı hakkının dışında (ve mecburen) simsarların ve maliyecilerin ‘sakal’ını da savunmuş oluyor. Müzisyene 1 lira vermek için, şirketlere 5, maliyecilere 4 lira öderiz.
Öte yandan özgürlük dostu Fizy, bugün satılsa milyonlarca dolar eder. Her yıl %500 büyüyen kar odaklı muazzam bir şirkettir Fizy. Yani her şeyin bir bedeli bal gibi vardır da bu söylenmez. Müzisyenin cebine gitmeyen bedeller, döner dolaşır bir başka şirketin (ve aynı vergi dairesinin) karlılığını ve değerini artırmaya yarar.
Beleş diye bir şey yok. Hatta beleş, çoğu zaman en pahalı olan şey. Strummer’ın da söylediği gibi “ free is not free”
Bülent Forta, sanatçıyı zaten istismar eden geleneksel müzik piyasasında, bu istismarı daha da yüksek boyutlara taşıyan yeni modellere karşı direniyor. Bu çabasında ne kadar iyi niyetli olursa olsun, duvarlara yazı yazan 18 yaşındaki “kendi”sinin kurduğu mahkemede aklanamayacak. Çünkü sorun gittiğimiz yönde değil, üstünde yürüdüğümüz gemide.
Öte yandan Fizy’nin beleşçiliğine karşı yaptığı çıkışı, beleşçiler tarafından geçen haftanın en çok lanetlenen kişisi olarak ödedi. Yani Rashit kesinlikle haklı: Her şeyin bir bedeli var. Tüm hareketlerimizin, tüm eylemlerimizin ve tüm eylemsizliklerimizin faturası istisnasız kesiliyor. Sadece bu haftaki olaylar ve yıldönümlerine bakmak Rashit’e hak vermek için yetmez mi?
Üniversitede çekilen bir filmi çoğunluğun yargısına teslim etmenin bir bedeli var örneğin. Burada akademik özgürlüğü yok edip, profesörleri tekmeyle okuldan atınca, öte yanda çoğunluğun lideri sayın başbakanımız, Mehmet Aksoy’un heykeline ucube deme özgürlüğüne sahip olabiliyor hemen.
Öğrencinin “porno” filmi üzerinden üç tweet çevirip, beleşten 10 bin yeni “follower” kazanmanın da bir bedeli var: Beyoğlu’nda yürürken arkandan “dümbelek” denmesi gibi.
Mücadele etmenin korkunç bedelleri var. Sırtından vurulmak veya döve döve öldürülmek bu bedellerden ikisi.
Ama sırttan vuran biri olmanın ve bir delikanlıyı döve döve öldürmenin de bedelsiz olduğunu sanmayın sakın.
Joe Strummer böyle soysuzları hiç dinlemeyecek örneğin. Fizy tüm şarkılarını beleşe verse de.
Birgün gazetesinde 10 Ocak 2011 tarihinde yayımlanan "Fizy’nin bir bedeli var" başlıklı yazı, telif hakları ve internetten kültür paylaşımı konusunda Rashit grubu olarak bizim de fikirlerimizi beyan etme hakkımızı ortaya çıkarttı. Rashit grubu olarak şunun bilinmesini isteriz ki;
- Grup olarak kurulduğumuz ilk günlerde do it yourself demo kasetler yayımlardık. Yani yaptığımız şarkıları, aldığımız boş kasetlere çeker, fotokopi kapaklar yapıp, belli başlı müzik marketlere karsız(maliyetine) satılmak üzere bırakırdık. Bu kasetler elden ele Türkiye'yi ve hatta dünyayı dolaşırdı, insanlar birbirine kaydederler ve dağıtırlardı. Bizi, ellerine geçen bu kasetlerden dinleyen bazı indie müzik firmaları oldu ve sonuçta yurt dışında iki kırkbeşliğimiz ve bir uzun çalar plağımız yayımlandı, sayısız toplama albümde şarkılarımız yer aldı. Sonra internet dönemi başladı. Biz de hiç tereddüt etmeden kendi web sitemizi kurduk, şarkılarımızı internete yükledik ve insanlarla paylaştık. O dönem müzik paylaşım ağı Napster'ın Metallica tarafından kapattırılmasını esefle kınamıştık.
- İnsanlar geçmişte satın aldıkları albümleri kasete, cd'ye çekip arkadaşlarıyla paylaşabiliyorlardı. Endüstri neden boş kaset ve cd üretip satışa sunmuştu ki? Günümüzde de internet ağı üzerinden insanların bu tarz kültür paylaşımlarında bulunma hakları vardır. Bu insani bir haktır. Biz, grup olarak, eserlerimizin internette paylaşılmasından rahatsız değiliz, albümlerimiz az satıyor diye üzülmüyoruz. İnternetten müzik paylaşımı, daha çok plak şirketlerinin ve albümleri yüzbinler satan popüler sanatçıların canını sıkıyor.
- Olayın bir başka yönü ise plak, kaset ve cd'nin petrol bazlı ürünler olması, yani müzik endüstrisi zaten en başından beri petrokimya endüstrisidir. Sattıkları plastiktir, içeriği onlar için önemsizdir. İnternet, formatları büyük ölçüde yok etti ve fiziki albümler artık neredeyse tarih olmak üzere. Buna iyi tarafından bakmak gerekiyor; mp3 ve benzeri formatlar büyük ölçüde çevre dostudur. Dünyanın plastik çöplüğüne dönmesini engelliyorlar. Yani elle tutulabilir müzik albümleri satın almak, biraz fetiş bir durum günümüzde. Bu artık, yalnızca kolleksiyonerler için cazip durumda.
- Rashit grubu olarak, Fizy konusunda bildiklerimiz basından takip ettiklerimizle sınırlı; Napster'dan farklı olarak Fizy'nin ticari bir şirket olduğunun bilincindeyiz ve reklam geliri elde ettiklerini biliyoruz. Ama Fizy yetkilileri, eserlerin teliflerini yatırdıklarını ve haksızlığa uğradıklarını söylüyorlar. İnternetten indirilen eserlerin plak firmaları ve müzik yapımcıları için büyük bir gelir kaybı olduğunun da farkındayız. Biz Rashit grubu olarak albümlerimizi kaydetmek için kendi imkanlarımızı yaratıyoruz, çoğu zaman bunu yaparken de kendi dinleyicimizden büyük eleştriler alıyoruz ama müziğimizin devamı için bu şart... İnternet hizmetinin dünyada en pahalı olduğu ülkede yaşadığımızın farkındayız. Dinleyici kitlesinin çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu bir müzik grubu olarak eserlerimizin internetten indirilmesinden rahatsızlık duymadığımızın bilinmesini istiyoruz. Çünkü paylaşmak güzeldir...
Rashit grubu
